Neyi çok istemezsek, hatta istemediğimizi düşünür ve düşünmemeye çalışırken kısır bir döngünün içerisine girersek imtihanımız onunla tamamlıyor kendini Ruknettin. Pygmalion etkisi diyorlar buna, nam-ı diğer kendini gerçekleştiren kehanet.
Çok düşündüm ben, çokça fırsat buldum her şeyi düşünmek için, uzun geceler ne içindir ki zaten?
Küçük not kağıtlarına iliştirilen sayısız cümle ve siyah bir tükenmez kalemin anlatamayacağı hikaye yoktur sanırım sevgili Ruknettin. Düşüncelerimden bu sonuca ulaştım.
Hikayeler birinci ağızdan dinlenmediğinde yalnızca birer mürekkep lekesi olarak kalıyormuş not kağıtlarında. Bu da pişmanlıkla dolu bir zihin bırakıyormuş geride.
Pişmanlıklarımız bize aldığımız sayılı nefesin ve insan olmanın da beraberinde getirdiği imtihanların neticesinden çıkartmamız gereken dersleri öğretir aslında. Bazı pişmanlıklar ise önünü alamadığımız şekilde artık bizimledir. Ve bilirsin bir Müslüman içinden çıkamadığı her pişmanlığına dua ile şifa bulmaya çalışır, ben de öyleyim şu sıralar.
Sen hiç pişman olma Ruknettin. Her zaman hayal dünyasında değil gerçeklerin tam ortasında, realist bir insanmışçasına bahsedersin sen kendinden herkese. Neyse ki esas olanı biliyorum ben.
Sana dökmek içimi...İçimin en sıkıldığı, bulunduğum çıkmazın içinde çırpındığım zamanlar sana her şeyi bir bir anlatmak... Benim için ilahi olanın haricinde eşsiz bir terapi gibi, gibi de sen bunu nereden bileceksin, değil mi?
Düşünmemeye çalışıyorum çünkü insan zihni öyle bir şey ki Ruknettin, düşünceler dua niyetine geçerken, dua ise fiili olarak hayatımızın ortasında vücut buluyor bir anda.
Gördüğün gibi kehanetler de böylece kendini gerçekleştiriyor.🌾

