Biz özenle yazılmış bir kitabın iki farklı bölümünde, birbirinden habersiz olan fakat hikayenin sonunda bir şekilde yolları çok alakasız bir yerde kesişen karakterler gibiyiz. Bu tarz kitaplarda genellikle bu iki farklı karakter ya belli bir görev paylaşımı içinde gerekli şeyleri yerine getirerek görevini tamamlayıp kenara çekilir ya da kesişen yolları bir şekilde birbirine bağlanıp aynı yolda hikayenin sonuna ulaşırlar, mutlu veya hüzünlü bir son onları bulur ya da onlar birlikte bu sonu bulurlar. Bizim yollarımız ise kesişti ve tam buradan ayrıldı sanırım. Çünkü bunca nitelikte ağır nicelikte hafif gelen yıl kalabalığında bulamadıysam seni, sana dair olan her şeyi, kesiştiği yerden ayrılmış demektir bizim yollarımız. Akşam vakti boş kaldırımlarda rüzgarın oradan oraya savurduğu kuru yapraklar gibi kendi kendimi darlayarak içime biriktirdiğim her şeyi sana olduğu gibi dökmek iyileştirirdi beni galiba. Eylül geçti, sonbahar ekinoksu da bitti Ruknettin. Neyse, konumuz bu değildi, doğru ya. Konumuz çıkmaz yollara girdiğini düşündüğün an yoldan geriye dönüşün mü yoksa yolun sonunun geldiğini kabul edişin mi bizi daha az yoracağı olabilir. Yollardan bahsediyorum hep, bunun sebebi ucu sana kavuşacak bir yolu halen bulabilme ümidi içinde oluşumdandır belki de. Sana dair söyleyeceklerim tükenecek diye bez torbaların içini kelimelerle doldurarak mühürleyip bir gizli köşede tüm düşündüklerimi saklamak istemiyor da değilim. Aksi halde sana dair yazılacak olan kelimelerin tükendiğini düşünmek beni ürkütüyor bir nebze. Yine de cümle cümle tercüme etmek sana kendimi, iyi geliyor bana her zaman.
Düşünüyorum da son zamanlarda bana iyi gelmeyen şeylerden biri iyi niyet ile bir samimiyetin kurulduğu fakat bir şekilde beni kıran insanlar. Cevabını ne güzel olur Ruknettin, benim de içimde bir yerde kötü, hissiz, bencil, samimiyetsiz ve her cümlesini planlayan bir insan olabilir mi? Her bir gün birçok insan başını uzatıyor bize bizim yöremizden. Tüm olanlar arasında yük gibi gelen ise her birine aynı tutarlılık ile yaklaşmaya çabalayabilecekken neden herkesin bu kadar düşüncesiz, kaba, güzel hislerden yoksun bir şekilde birbirlerine tahammülsüz tavırlar sergilediği. Sen olsan Ruknettin. Yamaçları aşsam da son düzlükte pes etmesem. Yolların tamamı olmasa da benim gittiğim sana çıkıyor olsa, yazarken bile tebessüm ile kaplanıyor üzgün yüzüm. İyi ki yazabileceğim kelimelerin ucu sana doğru uzanıyor.
Sevgilerimle.🌾

