“Yorulmaktan yoruldum artık, artık yorulmam.” diyen birinin yapacağı şeylerden biri de her şeyi yerine tastamam yerleştirip öylece çekip giden biri olmak olmamalı Ruknettin. Çünkü yorulmak; bedeninle, zihninle, kafanda uç uça savrulan düşüncelerle, insan kalabalıkları ile bir bütünü içine alır. En çok bunların bir bütün hali yorar insanı.
Davetsiz bir şekilde düşüncelerinin ortasına gelip öylece kalıyorsa bir şey ya da biri seni yoracak olanlar sana yaklaşıyordur esasında.
Sana dair pervasızlık ve teslimiyet ile dolu bir ömür sürerken Ruknettin, seni beklerken bir kuytu köşede, her şey parmağımızın ucunu sürüklediğimiz yere götürmüyor bizi. En olmazların aslında olabilecekler olduğunu bir köşesine yazamadığımızdan zihnimizin, bizim için yazılanları yaşamak bazen bir imtihan gibi geliyor ve yoruyor bizi. Fakat içinde güzel niyetler barındıran her insanın bir defter yaprağını çevirip açtığı beyaz sayfa ona her zaman niyeti ile doldurularak geri dönüyor.
Ah Ruknettin! Sustuklarımın dili var ve her bir susuşum kendi kendine konuşup duruyor kafamın içerisinde. Konuştukça yeni yollar açıyor her bir düşünce. Yollara olan özlemim de senden ileri geliyor böylece. Hangi yolun sonunda sana varacağımı, seni bulacağımı ve sana gecikmeyeceğimi bilseydim eğer yollar akardı bir su gibi önümde, kolaylaşırdı her şey benim için. Eğer bilirsem hangi yolu seçeceğimi, çözülüverirdi düğümler o kocaman ellerinin içinde.
Yollar öyle bir büyür, öyle bir aşınır ki insanın gözünde, yönünü bulacağına dair umudunu kaybettiysen ucu çıkmaz sokak olur, çıkışını asla bulamadığın karmakarışık bir labirent olur sana. Bilirsen ki yolun doğruca umut ettiğine varacağını; işte o zaman kopuz eşliğinde neşeli satırlar bile okunur varılacak olana. 🍁🌙
Çayyaş Pollyanna🌸

