Fotoğraf: Alanya,2020
İçerisinde, bir aciz insanın nefsinin tatmak isteyebileceği her türlü şeyi barındıran, topraklarından koca koca binalar doğuran şehirlerden kaçmak isterim Ruknettin, sevimsiz insanların dünyalık hayallerine dair aidiyetlik hissetmememdir bunun sebebi. Fakat sen varlığınla eminim ki büyük bir şehri bile doldurabilirsin, muhtemelen bir İstanbul’un Fatih ilçesini dahi kaldırabilir ruhun. Bu sebepledir belki hiç sokaklarını karış karış gezemediğim, gezmek için de belki çok geç kaldığım İstanbul’a olan özlemim. Her neyse, en nihayetinde salkım salkım insanlar kopartılıyor kainatın dallarından ve yine de alıştığımız şeyler gibi geliyor bunlar Ruknettin. Kurak topraklardan daha kurak topraklara göçtüğünde eğer yanında kollarını açıp bekleyen yoldaş, bir yâr yoksa yaran vardır belli ki senin de. Zira senin yokluğun bağımlılığı tedavi eden bir ilaç gibidir, insanın damarlarından Allah’a sığınmaya dair telkinler verdiğini hissettirir. Ne zaman seni ansam öylece dolaşıveriyor ortalıkta senin namının yanından bile geçemeyecek insanlar. Üzerlerindeki kıyafetler, sanki senin insanlığını cebine koyup yırtık cebinden düşürmüş gibi duruyor ve bu insanlığı, yırtık cebinden düşmüş kişiler güvende hissetmek için kendilerini başka başka kalıplara sığınmışlar. Anmayayım, yokluğunun kıymetini bilip içimde bir şeyleri daha da büyüteyim desem de dilim susar, ruhum çekilir kendi kabuğuna ama zihnimden yankılanan tek ses sensindir böyle zamanlarda Ruknettin, senin sesindir. Sevgili Ruknettin, gelmek bilmeyen ve vuslata olan özlemim..
Son zamanlar yüzünü kaldırıp gökyüzüne baktın mı sahi. Toprağa ayak basan insan sayısı azaldıkça, herkes çekilince evlerine nasıl da yıldızlar bir anda pasparlak olmuş, sermiş güzelliğini gözler önüne, gördün mü? Görmediysen de üzülme, senin de bildiğin bir şey var. Gök, yüzünde. Bunu hiç unutmayacağım, sen de unutma olur mu? 🌸🌾🌙🍉🐈

