Yalnızlığın huzuru.

Malumunuz önce sonbahar ardından da Sibirya’dan gelen soğuk havanın etkisiyle kış mevsimi memleketimiz başta olmak üzere tüm yurdu ziyaret etti, henüz tam anlamıyla burayı mesken tutmasa da ve uzun vadede bu misafirlikten hoşnut olacağa benziyor.
Biz ellerimizde demli çaylarımız, sade türk kahvelerimizle yağmur, fırtına manzarasının keyfini çıkarırken, kim bilir hangi evsiz, hangi aç soğuktan tir tir titriyor. Bir kalın battaniye, bir kap içini ısıtacak çorba arıyor.
Evet belki şehrimizde çok fazla yok bu kitleden ama bu bizim onlardan mesul olmadığımız anlamına asla gelmez. Hatta bilakis dinimiz veya herhangi bir hak din bunu emreder. Çalıştığımız ve karşılığını aldığımız ücret ne olursa olsun, her birimiz ihtiyaç sahibinden sorumluyuz ve hesap vereceğiz.
Şöyle düşünün, Allah aslında rızkı herkese eşit dağıtıyor, lakin kimine fazla veriyor bu fazla rızıkla aslında sizden istediği, “kulum ben sana ihtiyacından fazla kazanç veriyorum ki vesile sen ol, benim sana nasip ettiğim rızıkla sen de onları rızıklandır, bu sevaba nail ol”dur.
Özellikle şehrimizde aşırı derecede bir israf mevcut, bunun için ne yapılması gerektiği hakkında düşünmekteyim fakat tek başıma yapamayacağın da bilincindeyim. Yerel Yönetimler çok etkili bir şekilde çalışmalarını sürdürmeye çabalasalar da halkı ciddi manada bilinçlendirmeden, belli ölçülerde hayata bakışını, geliş amacını onlara empoze edemeden/ idrak ettiremeden bu işin olmayacağı kanaatindeyim.
Hele ki son zamanlarda insanların ne kadar kutuplaştığına, olur olmaz şeylerden ötürü birbirlerini veya başkalarını hor gördüklerine, hiçbir şekilde sağlıklı iletişim kuramadıklarına şahit olmuşsunuzdur. (Başına vuran kız emojisi ) İnsanın kalenin Alanya’yı tepeden gören bir dağ yamacına çıkıp şehrin dört bir yanına hoparlör yerleştirip, eline de bir mikrofon alıp, YA HU BİZ NE ARA BU KADAR SEVGİSİZ, BU KADAR TAHAMMÜLSÜZ OLDUK BİRBİRİMİZE KARŞI diyesi geliyor...
Son yıllarda edindiğim bir alışkanlıktan bahsedeyim, insanlar ile sokakta göz göze gelince tebessüm edip, selam vermeye olağan gücümle çalışıyorum, lakin öyle bir zihniyete bürünmüşüz ki siz de bu selam-tebessüm ikilisini uygularsanız şahit olacaksınızdır, “ACABA BU İN MİDİR, CİN MİDİR, NEDEN SELAM VERDİ Kİ, BELLİ Kİ BİŞEY İSTEYECEK” şeklinde birtakım düşüncelerin gözlerinden size doğru hızla fışkırdığını göreceksiniz  ama yine de halen bunu yapmaya devam ediyorum ve şiddetle tavsiye ederim.
Uzun lafın kısası bildiğiniz kadar insanlara anlatın, anlatın ki herkesin bir diğer ihtiyaç sahibinden sorumlu olduğunu, bu kadar rahat olamayacağını söyleyin onlara. Bu dünyaya rahatlık, makam-mevkii, çılgınca tüketim yapmak, yerinde saymak, zevk ü sefa içinde bir yaşam geçirmeye gelmedik biz. Bir amacımız var bizim, küresel çapta paranın ve gücün ardına sığınanlardan bir farkımız olmalı, vicdanımız, merhametimiz olmalı.. riayet etmemiz gereken bazı hususlar olduğunun bilincine varmalıyız. Bu dünyayı sevgi inşa edecek ve o kurtaracak.

Popüler Yayınlar