Ahir zaman ruh hallerinden olsa gerek insanların anlık olarak ruh hali değişiyor. Bazen; hayat dolu, herkese sevgi saçan, dünyalık olan her şeyi fazlaca önemseyen, hiç ölmeyecekmişçesine insanlar hakkında yargılar savuran biri iken bazen ise kimse ile konuşmak istemeyen hatta insan yüzü görmek istemeyen, doğaya gömülüp insanlar tarafından bulunmaktan çekinen, kendini uhrevî olana adayan insanlar oluveriyoruz bir anda. Düşünüyorum, bu kadar anlık geçişlerimizin, heveslerimizin rüzgarda oradan oraya savrulan kuru otlar gibi oluşu nedendir diye. Yediklerimiz, konuştuklarımız, yanımızda barındırdığımız insanlar, fazlaca -belki de saf niyetlerimizden ileri gelen- iyi niyetli yaklaşımımız. Bunlar da bir etken elbette. En azından benim fikrim bu yönde. Bazen ben de kendi kendime kötü bir insan olmalıyım, en azından mazlum görünmeyen, dişli insanlara karşı kötü biri olmalıyım diyorum. Sonra durup dingin kafa ile bunu uygulamaya çalışınca farkediyorum ki ben olamam. Bu çağ öyle bir çağ ki, kendi kendime diyorum ki "Yasemin acaba daha ne kadar kalbi mühürlenebilir insanların, ne kadar arzuları uğruna her şeyi yapabilirler. Ve biz, hepimiz nefsimizin daha ne kadar kölesinden ziyade daha çok ucubesi olabiliriz." Ve aklımda son 5 6 yıldır hep o meşhur cümle: "Biliyor musunuz?
Ben bu çağdan nefret ettim.Etimle,kemiğimle nefret ettim."🌾 #çayyaşpollyanna
